Temiz Hava Hakkı Derneğinin (THHD) açtığı davada Danıştay 4. Dairesi, fosil yakıt kullanan büyük yakma tesislerinin kirlilik önleme standartlarından muaf tutulmasına olanak veren yönetmelik hükmünün yürütmesini durdurdu. Danıştay, düzenlemenin açıkça hukuka aykırı olduğuna ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açabileceğine karar verdi.

Ocak 2025'te yürürlüğe giren Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği, sanayi tesislerinin havaya, suya ve toprağa saldıkları kirleticileri azaltmayı amaçlıyor. Enerji üretim ve sanayi tesisleri, faaliyetlerine devam edebilmek için sektörlerindeki mevcut en iyi teknikleri kullanmak ve belirlenen kirlilik sınırlarını aşmamak karşılığında "sanayide yeşil dönüşüm belgesi" almak zorunda. Yönetmeliğin 20. maddesi ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, büyük yakma tesisi olan işletmelere bu kurallara uyum konusunda istisna ve muafiyet tanıma yetkisi veriyordu.

Mevzuata göre "büyük yakma tesisi", 50 megavat ve üzeri güçte, elektrik veya ısı üretmek amacıyla katı, sıvı veya gaz yakıt yakan tesisleri kapsıyor. Kömür, fuel-oil ve gazla çalışan termik santrallar ile demir-çelik ve çimento fabrikaları bu tanıma giriyor. İlgili madde, fosil yakıt yakan en büyük kirletici tesislere Bakanlık kararıyla kirlilik önleme standartlarından muaf tutulma imkânı tanıyordu.

Sınırları belirsiz yetki

Yönetmelik maddesi, bu muafiyet yetkisinin sınırlarını belirlemiyordu. Hangi tesislerin, hangi koşullarda ve ne kadar süreyle standartlardan muaf tutulabileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmuyordu; muafiyet için bir bitiş tarihi de öngörülmemişti. Oysa yönetmeliğin dayanağı olan Avrupa Birliği (EU) direktifinde, belirli yakıtların temininde yaşanan ciddi kesintiler gibi istisnai durumlarda yalnızca kısa sürelerle istisna tanınabiliyor.

Danıştay kararında, Bakanlığa sınırları, koşulları ve süresi belirlenmemiş böylesine geniş bir muafiyet yetkisi verilemeyeceğini vurguladı. Hangi işletmelerin, hangi koşullarda ve ne kadar süreyle bu kurallardan muaf tutulabileceğinin açıkça ve önceden belirlenmesi gerektiğini hükme bağladı.

"Devletin çevre koruma görevine aykırı"

Davayı THHD adına yürüten Avukat Pınar Gayretli, yürütmeyi durdurma kararını şöyle değerlendirdi:

"Bu karar Türkiye'de çevre yönetimi açısından çok önemli. Danıştay, büyük yakma tesisleri için istisna ve muafiyet tanıma yetkisi veren düzenlemeyi açıkça hukuka aykırı buldu ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceğine hükmetti. Türkiye'de en son resmi verilere göre 169 büyük yakma tesisi bulunuyor; bunların toplam ısıl girdisi ise 64 milyon MWth'in üstünde. Bu tesisler, sanayiden kaynaklanan kirletici emisyonların önemli bir bölümünden sorumlu. Danıştay'a sunduğumuz verilere göre bu pay, kirletici türüne bağlı olarak %36,8 ile %84 arasında değişiyor. Bu kadar büyük miktarda kirliliğe neden olabilecek tesislerin çevresel standartlardan muaf tutulması devletin çevre koruma görevine aykırı."

Geçiş süreleri sürüyor, asıl önlem geleceğe yönelik

Danıştay'ın kararı, mevcut tesislerin bugünden itibaren yeni standartlara uyması gerektiği anlamına gelmiyor. Yönetmelikte mevcut tesislere tanınan geçiş süreleri, mevzuata uyum düzeylerine göre aşamalı olarak 2028 ve 2030 yılları sonuna kadar devam ediyor. THHD'nin davasıyla alınan kararın asıl önemi, bu geçiş sürelerinin sonunda dahi büyük kirletici tesislerin sınırları ve süresi belli olmayan muafiyetlerle kirlilik önleme standartlarının dışında tutulabilmesinin önüne geçmesi.